Ekonomi

TL’deki Değer Kaybının Sorumlusu: Negatif Algı!

Son zamanlarda TL’deki sert değer kaybı ile alakalı olarak bir takım değerlendirmelerde bulunan ekonomistler, söz konusu bu durumun en büyük sorumlusunun “negatif algı” olduğunu dile getirdi.

Söz konusu bu değerlendirmelerinde, Türkiye’deki politika yapıcıların TL’ye istikrar kazandırmayı istemesi durumunda, önceliklerinin yatırımcı çekmek olması gerektiğini dile getiren ekonomistler, 2018 yılı içerisinde Türk Lirası’nın dolar karşısında yaklaşık olarak yüzde 12 oranında değer kaybı yaşadığını ve söz konusu bu kaybın neredeyse tümünün negatif algıdan kaynaklandığını dile getirdi. Her ne kadar söz konusu bu düşüşten gevşek para politikasının sorumlu tutulsa da, yanlızca yüzde 0,1’lik bölümünün sorumlu olduğu da ifade edildi.

2018’in başından bu yana Türk Lirası’nda yaşanan bu hareketliliği 4 ana unsur üzerinden değerlendirdiklerini belirten ekonomistler, her birinin etki miktarını anlayabilmek adına yüksek frekansa sahip verilerden faydalandıklarını, negatif algının toplam yüzde 12 olan yüzde sinin 11.5’ini oluştururken, güçlü Amerika Birleşik Devletleri büyümesinin yüzde 2.9 oranında, gevşek para politikasının yüzde 0,1 oranında etki etmiş olduğunu açıkladı.

Para Birimi 4 Farklı Sebepten Değer Kaybeder

Kendisine yöneltilen sorulara cevap veren ekonomistler, para biriminin 4 farklı sebepten ötürü değer kaybı yaşadığını, bunlardan ilkinin ülkede gerçekleştirilen yatırımların karlılığını daha az bir hale getiren zayıf büyüme olduğunu belirtti. İkincisinin, faiz ödeyen varlıkların cazibesini daha az bir hale getiren gevşek para politikası olduğunu belirten ekonomistler, üçüncüsünün negatif yatırımcı algısı olduğunu, bu durumun da ülkedeki sermaye kaçışlarına neden olduğunu dile getirdi. Son olarak da, hızlı küresel büyümenin, yerli varlıklara kıyasla yabancı varlıkları daha cazip bir hale getirmesi sebebiyle bir para biriminin değer kaybı yaşayabileceğini anlattı.

Söz konusu olan bu dört farklı şokta da varlık fiyatlarının farklı şekilde etkilenebileceğini ifade eden uzmanlar, para birimlerinin, hisse senetlerini ve tahvillerin tümünün işlem gördüğü dakikalarda günü 30 dakikalık aralıklara bölündüğünü, her bir aralıkta ise varlık ücretlerinin hareketlerine göre ayrıştırıldığı üzere yalnızca bir şokun TL üzerinden etkisi olduğunu kabul ettiklerini anlattı. Bunu bir örnek ile açıklayan uzmanlar, saat 09:30 ile 10:00 arasında TL’nın değer kaybı yaşadığını gözlemlediklerinde, aynı zamanda tahvil bonoları ve hisse senetlerinin de yükselişe geçtiği gözlemleniyorsa, bahsi geçen bu hareketin para politikası ile bağlantılı olduğunu kabul ettiklerini anlattı.